18 Aralık 2010 Cumartesi
Takım Olma..
“Yaşam da, tıpkı futbol gibi, bir takım oyunudur.” Joe Namath
Bilgi çağında kurumlar, her çalışanının beyin gücünden faydalanmak zorunda. Motivasyon, sahiplenme ve katılım olmaksızın insanların beyin gücünden faydalanmak ise çok güç. Başarılı kurumlar zihinsel katılımı artırmak için hiyerarşik yapılar yerine takımlar şeklinde çalışma yöntemiyle örgütleniyorlar. Peki, bir grup insanın başarılı bir takım olması nasıl sağlanabilir?
Başarılı bir takım olmak için öncelikle tüm takım elemanları arasında bir hedef birliği sağlanmalıdır. Bu hedefin farklılık yaratacak kadar ulaşılması güç, ancak takımın ulaşabileceğine inanacağı kadar gerçekçi bir hülya olması takım motivasyonunu sağlamak için en önemli önceliktir. Hedef birliğinin sağlanması için özellikle takımın kurulması aşamasında yoğun bir iletişim gereksinimi olduğu unutulmamalı ve bu süreç için uygun bir zaman ayrılmalıdır. Hedefin belirlenmesi ve özellikle netleştirilmesi aşamasının takım tarafından gerçekleştirilmesi, hedefin benimsenmesine önemli katkıda bulunur.
Belirlenen ortak hedefe ulaşmada ara istasyonlar için performans göstergelerinin belirlenmesi ve tüm takım elemanları tarafından takip edilmesi sadece sonuca ulaşmak için değil, aynı zamanda takım oluşturmak için de gereklidir. Ara hedeflere ulaşıldığında takım olarak kutlama fırsatlarının değerlendirilmesi de takım oluşturma sürecinde gerekli bir adımdır.
Takımların başarılı olmaları için ortak eğitim sürecine de özel önem verilmelidir: gerek planlama açısından, gerekse kaynak ayırma açısından. Eğitim planlamasında iki farklı hedef vardır:
(1) hedefe ulaşmak için gerekli yetkinliklerin kazandırılması ve
(2) takım olarak çalışma yetkinliklerinin geliştirilmesi. Bunlardan birinci hedef için planlanacak eğitimler takım hedefine bağlı olduğundan her takım için farklı olabilir. Ancak, ikinci hedef açısından iletişim, problem çözme teknikleri gibi eğitimler, her takımın gelişmesine yardımcı olur.
Takımlara verilen yetkiler zaman içerisinde, takım performansı iyileştikçe artırılmalıdır. Performansla birlikte artan yetkiler takımın kendine güvenini ve yaratıcılığını da artırır.
Ancak takımların da diğer takımlarla karşılıklı bağımlılık içinde olduğu bilinciyle hareket etme gereği vardır. Yetkilendirme sürecinin uç noktasını belirleyen “kendi kendini yöneten” takımlar bile kurum hedefleri açısından bağımlılık içindedirler.
Kurumsal teşvik sistemleri de takım performansını artırıcı şekilde yapılandırılmalıdır. Bu açıdan takım ödüllerinin ağırlığı kişisel ödüllere göre daha fazla olmalıdır. Kişilerin farklı takımlarda farklı roller alabilmelerini teşvik etmek için kişisel ödüllendirmede ağırlık yetkinliklerin geliştirilmesine verilmelidir.
Takımın bilgi sistemlerinin tüm takım elemanlarının bilgi paylaşımına destek olması hem birarada çalışan, hem de sanal takımlar için vazgeçilmez bir önceliktir. İletişim takım ruhunu geliştirmenin en önemli aracıdır.
Kurum kültürünün takım çalışmasını ve şeffaf iletişimi destekleyici olmasının sağlanması da başarılı takımların oluşumuna yardımcı olur. Her takım elemanının takımın başarısı için özdisiplin sahibi olması ve bu davranış biçiminin teşvik edilmesi hem takım, hem de kurum tarafından takip edilmelidir.
Takımların başarılarının kalıcı olması için planlı değişim gereklidir. Takım içindeki sorumlulukların zaman içinde değiştirilmesi, hatta takımın yeni elemanlarla zenginleştirilmesi takım performansını artırır. Takımların yeniliklerin getirdiği heyecanı kaybetmemesi motivasyon için en önemli araçlardandır.
Bilgi çağında kurumların performansını takımların performansı belirliyor. Başarılı takımlar oluşturmak ise planlı bir yaklaşım ve disiplinli bir uygulama ile gerçekleştirilebiliyor.
Dr. Yılmaz Argüden
Sabah Gazetesi İşte İnsan Eki - 05.11.2000
Agac Evde Yasamak..
Internet üzerinde gezinirken dünyada aslında uzun süredir gündemde olan bir konsept ile ilgili küçük ve doğaya uygun evlerde yaşamak hakkında bir yazıya rastladım. Bunu anti-McMansion olarak adlandırmışlar, büyük yaşamanın tersi.
Bu küçük evlerin yapımında kullanılan malzeme, mimari ve üç boyutlu düşünce ile birleştirilen inovatif bir yaklaşım özellikle öne çıkıyor. Tekerlekli olan bu evler, kentleşme konusunda bayağı tartışma yaratacak gibi görünüyor, çünkü bu konuda getirilen kısıtlamaları aşmak için birebir çözüm..
Ayrıca oldukça düşük maliyetli olarak üretilen bu evler, kapladığı küçük alan ile gerçekten iyi bir alternatif oluşturuyor.
Bu evin içerisinde bir adet mutfak, oturma odası, banyo, tuvalet ve yatak odasından oluşuyor, ve bunlarun hepsi 10 metrekare içerisinde yer alıyor..
Denemeye değer gibi görünüyor..
Hans Rosling's 200 Countries, 200 Years, 4 Minutes - The Joy of Stats - ...
Toplumların zenginlik ve sağlıklarının aslında tarihsel süreçten bakıldığı zaman paralellik göstermediğini anlatan harika bir video..
6 Aralık 2010 Pazartesi
Deniz Dünyası, Estergon ve Samsa Üzerine..
Bir iki hafta önce gazetede gördüğüm bir haber üzerine Ankara Keçiören'de açıldığını öğrendiğim "Deniz Dünyası"na havanın da güzelliğini gördükten sonra çocukları da alıp gitmeyi kafaya koydum.

Güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra çocuklara da verdiğim sözü tutmanın rahatlığı içerisinde Keçiören'e doğru yola çıktık. Yollar Pazar günü öğle saatlerinde oldukça tenha idi. Deniz Dünyası'na geldiğimizde çocukların heyecanı iyice artmıştı. İçeriye girerken Yetişkin 3 TL, 6 yaş üzeri çocuk 1 TL ve 6 yaştan küçük çocukların ücretsiz olduğunu öğrendik. Hatta kapıdaki görevlinin benim çocuklara baktıktan sonra onlara ücretsiz olduğunu söylemesi ve fazladan verdiğim 2 TL'yi iade etmesi de güzel bir davranıştı.
Türkiye'nin ikinci büyük akvaryumuna sahip olan Deniz Dünyası'nda Hint Okyanusu, Kızıldeniz, Hazar Denizi ile Türkiye'nin nehir ve göllerinden toplanan 5 binin üzerinde balık bulunuyor.
Ahtapot, aslan balığı, mersin balığı, soytarı balığı, arapaima gigas ve ciklet gibi balık türlerinin sergilendiği akvaryumu gezmeye gelenler, bazı balıklara dokunabilecek, hatta elleriyle besleyebiliyorlar.
Paramızı verdikten sonra içeriye girdik ve dünyanın çeşitli yerlerinden getirilmiş olan balıkları incelemeye başladık. İçeriye ilk girildiğinde verilen izlenim oldukça iyi idi.

Devasa akvaryumlar içerisinde yer alan bir sürü fantastik renkli balıkları birlikte izlemeye başladık. Özellikle bazı balıklar büyüklerin de oldukça ilgisini çekiyordu. Tünel akvaryuma girdiğimizde ise üzerimizden geçen vatozların uçar gibi yaptıkları hareketlere hayretler içerisinde bakakaldık.

Tünel akvaryum içerisinde cama yaklaştığımızda başımızın dönmesi ve ne de olsa bir miktar basınç yememiz insanı tuhaf bir duyguya yönlendiriyor. İkinci galeride hayatımda gördüğüm en büyük piranhaları gördüm. Ağızlarını açıp kapadığında bugüne kadar seyretmiş olduğum canavar balık filmlerini hatırladım.

3. salonda ise yağmur ormanı görüntüsü verilmiş bir salon vardı. Burada kütükten masalar, güzel bir havalandırma ile birlikte gerçekten bir ormanın içerisinde olduğumuzu zanettik. Daha küçük akvaryumlarda ise yengeç, denizyıldızı gibi daha küçük deniz canlılarını görmek mümkündü.

Dışarıya çıktığımızda ise çocukların ısrarı üzerine hiç istemesem de onlara pamuk şeker aldım. Saatin daha erken olmasından dolayı biraz daha gezebilirdik. Uzun süredir gitmek istediğim Estergon Kalesindeki müzeye gitmek hem yakınlık hem de ilginçlik açısından daha faydalı olacaktı.
Keçiören'deki şelaleri izleyerek oldukça heybetli görülen Estergon Kalesine ulaştık.

Müzenin kapısından girdiğinizde karşınıza oldukça heybetli bir şadırvan ve çini-vitray karışımı süslemeler geliyor. Her iki tarafta bulunan merdivenler ile yukarıya müze kısmına çıkılabilir. Girişte yazılan kat planlarına göre bazı kısımlar kapalı ve hatta nasıl çıkılacağı belli değildi. Bunda asansörün çalışmamasının da etkisi vardı.

Neyse müze kısmına merdivenlerden çıkarak vardığımızda özellikle Ankara Etnografya Müzesine benzer bir görüntü ile karşılaştık. Olukça güzel dizayn edilmiş olan Türk Kültürüne ait sahneler mankenler ile canlandırılmıştı. Buna örnek olarak Hamam, Sünnet, Kına Gecesi, Oturma Odası verilebilir.




Tabi eski bir Ankaralı olarak Ankara Seymenleri ve macunu bitmiş olan macuncuyu da saymam gerekiyor. Çocukların oldukça ilgisini çeken bu sahnelerin yanısıra çok sayıda eski eşya da müzedeki yerini almış. Özellikle savaş aletleri ilginçti diyebilirim.
1400'lü yıllarda yazılmış olan Kuran-ı Kerim'in 17 senede yazılmış olduğunu öğrenmek ise eski çağlarda yazı sanatının ne kadar sabır isteyen bir iş olduğunu bana yeniden öğretti. Biz şimdi bazı raporlar için bir iki gün bekleyemiyorken senelerce aynı konu üzerinde çalışmak, yaptığın hatanın geri dönüşünün olmaması ve belki defalarca ayn ı işlemi gerçekleştirmek oldukça zor olsa gerek.

Müzeden çıktığımızda yeniden aşağı kata indik, burada Kastamonu, Ankara gibi illerden getirtilmiş olan eski işlemeli kapı örneklerini detaylı olarak inceledik. Bu kapıların çoğunluğu cami kapısı olarak yapılmış ve Ahiler tarafından işlenerek bulundukları yerlere nakledilmiş. Üzerlerinde bulunan işlemelerin hepsi gerçekten birer sanat harikasıydı.
Ben kapıların güzelliğini düşünürken çocukların da karınlarının acıkması neticesinde birşeyler atıştıracak bir yer bulma umuduyla merdivenlerden yukarıya doğru çıktık.
Değişik lokasyonlarda Özbek, Kırgız Kazak lokantalarını görünce gerçekten şaşırdım. Normal şartlarda dışarıda bulamayacağımız farklı lezzetlerin burada karşımıza çıkması açıkcası beni fazlasıyla şaşırttı. Özbek yemeği yemeye karar verdik. Karşımıza gelen menüde aslında hiçbir yemeği bilmediğimizi farkettik. Benim klasik olarak yapmış olduğum çeşitli yemekleri tadabilmek isteği burada da kendisini gösterdi ve karışık bir tabak söyledim.
Mekan hakkında daha detaylı bilgi için aşağıdaki link aracılığı ile facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
http://www.facebook.com/group.php?gid=55659627667#!/group.php?gid=55659627667&v=photos
Yemeklerimizi yiyip, özellikle özbek pilavını, samsa ve özbek mantısını tattıktan sonra üzerine hakikaten Özbekistandan getirmiş oldukları çay ile demledikleri muhteşem çayı içemeden ayrılmak beni biraz üzdü.
Ama genel olarak oldukça güzel izlenimler ile mekandan yeniden gelmek ve bu sefer daha farklı kültürlere ait yemekleri denemek üzere ayrıldık Bir sonraki hedef Kırgız mutfağı...
Kullanıcı Arayüzü Tasarımı
Kullanıcı Arayüz tasarımı bilgisayar kullanımında etkin kullanım için çok önemli bir konudur. Bu önemli konu ile ilgili olarak internet üzerinde gezinirken rastlamış olduğum bir sunumu paylaşmak istiyorum.
User Interface Design Principles
View more presentations from charles1028.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
